Miyom Nedir? Tedavi? UFE Nasıl Yarar Sağlar?  
Ana Sayfa Bize Ulaşın
 
Sağlıklı Uterus
Miyom Nedir?
Miyom Çeşitleri Nelerdir?
Miyom Semptomları
Risk Faktörleri ve Nedenleri Nelerdir?
Tanı Yöntemleri Nelerdir?
 
 

MİYOM / Miyom Semptomları

35-54 yaş arasındaki kadınların miyomlar ile karşılaşma riski potansiyel olarak yüksektir. Konu miyomlar olduğunda, ne olduklarını ve semptomlarının neler olduğu anlamak en uygun tedavi seçeneğine karar verebilmek açısından önemlidir.

Miyomu olan kadınların karşılaşabileceği pek çok değişik semptom mevcuttur. Bazı vakalarda da hbir semptoma rastlanılmayabilir. Miyomun büyüklüğüne ve lokasyonuna bağlı olarak, semptomlar kişinin günlük aktivitesini sürdürme kabiliyetini etkileyebilecek düzeyde şiddetli olabilmektedir. Bununlbirlikte miyomu olan bir çok kadın hala günlük işlerine uygulamaya hayat standartlarında herhangi bir değişme olmadan devam edebilmektedirler.

Miyomlar hormonal etkiye hassas olduklarından, miyom semptomları menstrüasyon’a benzer şekilde genellikle periyodiktir. Östrojen seviyesindeki yükselme çoğu miyomun büyümesine aynı zamanda dasemptomların artmasına sebep olmaktadır. Aşağıda miyomlar ile ilgili en sık rastlanan semptomların bir listesi yer almaktadır.

Kanama
Kadınların menstrüel devreleri genellikle 4-5 gün sürüp her 28 günde bir olmakta ve kişinin günlük faaliyetlerine engel teşkil etmemektedir. Periyotlar düzensiz veya rahatsız verici de olsa genellikle kadının günlük hayatına etki etmektedir.

Aşırı menstürel kanama miyomların en sık görünen semptomlarından biridir. İntramüral ve submukozal miyom türlerinde yaygın olarak görülüp en fazla kanamaya submukozal miyomlar sebep olmaktadır. Yerleştiği yer rahmin iç kısmına yaklaştıkça kanama miktarı artar. Semptomlardan kaynaklanan pıhtılaşma problemi, adet dönemlerinin şiddetli, ağrılı ve uzun geçmesi gibi sıkıntılar meydana gelir. Uzun süren anormal uterin kanamaları zamanla kansızlık ve kansızlıktan kaynaklanan halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı, baş ağrısı gibi ciddi yan etkilere yol açabilir. Bununla birlikte kadının aşırı menstürel kanama yaşaması potansiyel olarak daha ciddi sorunlara neden olabilmektedir.

Miyomlar düzensiz adet kanama(metroraji), adet görememe(amenore), seyrek adet görme (oligomenore), sık adet görme(polimenore), aşırı kanamalı veya uzun süreli adet görme(hipermenore veya menoraji) ve az kanama veya kısa süreli adet görme (hipomenore) gibi semptomlara da sebeb olabilmektedir.

Ağrı
Miyomda ağrı çok sık görülmez. Genellikle miyom dejenerasyonlarına bağlı olarak ortaya çıkar. Eğer miyom saplı ise uterus kontraksiyonlarına yol açarak ağrıya neden olurlar. Ayrıca sap kendi etrafında döner veya miyom infekte olursa ağrı ortaya çıkar. İleri derecede büyümüş miyomlar pelvik sinirlerine baskı yaparak bel ve bacaklara vuran ağrıya yol açabilirler. Bazen ağrının nedeni miyoma eşlik eden diğer lezyonlardır(Adenomiyoz, Endometriyoz gibi).

Adenomiyoz, dış uterin duvarını (endometriyum) oluşturan dokunun, uterin duvarının ve destekleyici vasküler dokunun (miyometriyum) orta katmanında büyümesi neticesinde ortaya çıkar. Tipik olarak dış uterin katmanı, adezyon oluşmasına engel olur. Ancak, miyom geliştiğinde ve büyümeye başladığında
adezyon ortaya çıkar ve bu durum bazen çok fazla ağrıya neden olabilir.

Endometriyoz ise endometiryal dokunun uterusun dış tarafında bulunması durumunda ortaya çıkar ve bu da bir başka ağrılı ve rahatsızlık verici miyom semptomu olabilir. Bu durumda da miyomun doğru şekilde teşhis edilmesi ve sözkonusu semptomların belirlenmesi için tam bir jinokolojik muayene gereklidir.

Bası Semptomları
Bası semptomları rektum ve mesane gibi komşu iç organlar üzerindeki basıdan kaynaklanabilir.Servikse yerleşmiş miyomlar serosanguinoz (Serum ve kandan oluşmuş) vajinal akıntı, kanam ve disparöni(ağrılı veya zor cinsel temas) oluştururlar.

Mesane’ye (idrar torbası) bası yapan miyomlar bu organ üzerinde ilave bir baskı oluşturduğu için idrara çıkma sıklığı ve aciliyeti artar. Bu durum sadece çok fazla ağrıya ve rahatsızlığa yol açmaz aynı zamanda kişinin günlük faaliyetlerine devam etmesini de engeller. Miyomlar üretra (idrar yolu) ve mesane boynuna yakın konumda ise akut üriner retansiyon(idrar yapamama) ve overflow inkontinans (idrar kaçırma) oluşturabilirler. Böbrekte kalıcı bir hasar oluşmadığı sürece basıyı yapan kitleyi ortadan kaldırmakla anatomik bütünlük tekrar sağlanır ve semptomlar kaybolur.

Miyomların büyümesinin bir başka olası etkisi ise bağırsaklar üzerine fazladan baskı oluşturmasıdır. Bu durumda bağırsak hareketleri güçleşir hemorid (basur), Kabızlık ve / veya karın gerginliği oluşabilir.

Miyom Komplikasyonları
Birçok miyom belirti vermezken bazı durumlarda oluşan komplikasyonlar sayesinde teşhis konulmaktadır.

Sap üzerinde dönme (Torsiyon): Özellikle saplı miyomların sapı etrafında dönmesi ve sapının sıkışması sonucu kanlanması bozulur. Önce venöz, sonra arteryel dolaşım tıkanır ve damar dışına sızıntı olur. Bu durum ağrıya neden olur.

Enfeksiyon: Nadiren görülen bir durumdur. Ülsere olup enfekte olabilir. Ağrı ve kanama yapar.

Kansere dönüşüm: Miyomlu kadınları en çok meraklandıran durum miyomun kansere dönüp dönmeyeceğidir. Miyomlu kadınların %0. 5'inde ileri dönemlerde leiomyosarkom denilen kanser türü görülür. Ancak pek çok araştırmacı bunun var olan miyomlardan köken almadığını, kendi başına ve diğerlerinden bağımsız olarak geliştiğini ileri sürmektedirler. Eğer varlığı bilinen miyom hızlı büyümeye başlarsa, ağrı ve ateş görülüyorsa detaylı incelenmesi gerekir. Menopozdan sonra büyüyen miyomlar bu açıdan riskli olabilir.

Karında sıvı birikimi Asit)(Psödo Meigs sendromu): Özellikle saplı subserozal miyomların karın zarını rahatsız etmesi ile karın boşluğunda sıvı birikimi olur. Nadiren görülür.

Karın içi kanama: Nadiren görülür. Miyomun üzerindeki damarlardan birinin yırtılması sonucu kanama olmasıdır.

Rahimin ters-yüz olması (İnversiyon): Saplı submukozal miyomun rahimi aşağıya doğru çekmesine bağlı olarak rahimin eldiven parmağı gibi tersyüz olmasıdır. Çok şiddetli sancı sebebidir. Ancak bu durum gelişmeden evvel hastanın şiddetli kanama şikayetlerinin olabileceği unutulmamalıdır. Tehlikeli ancak nadir görülen bir durumdur.

Değişerek bozulması (Dejenerasyon): Miyomun normal hücre yapısının değişikliğe uğramasıdır. Dejenerasyonun nedeni miyomun beslenme yetersizliğidir. Dejenere olan miyom ağrılı, hassas, muşak ve daha büyük olur. Dejeneratif değişiklikler şu şekilde sıralanabilir;

Atrofi dejenerasyon: Menopoz veya bazen gebelik sonrasında miyom küçülür. Mikroskopik miyom görünümü kaybolur. Klinik belirtiler de buna paralel olarak kaybolur.

Hiyalen dejenerasyon: En sık görülen miyom dejenerasyonudur. Değişim önce fibroz dokuda olur. Makroskopik olarak sarı-beyaz alanlar görülür. Mikroskopik olarak dokuda eozinofilik madde birikir.

Kistik dejenerasyon: Hyalinize olan miyom sıvılaşırsa(likafiye) olursa bu bölgelerde kistik boşluklar meydana gelir.

Kalsifikasyon: Özellikle subseröz miyomlarda meydana gelir. Nedeni beslenme yetersizliğidir. Dokuda kalsiyum karbonat ve kalsiyum fosfat çöker.

Septik dejenerasyon: Beslenme yetersizliği sonucunda miyom ortasında nekroz ve sonradan infeksiyon gelişir. Ağrı ateş ve hassasiyet vardır.

Kırmızı dejenerasyon (karneöz dejenerasyon): Bu tip dejenerasyon gebelik ve lohus (puerperium) dönemine özeldir. İkinci 3 aylık dönemde(trimesterde) miyom akut olarak büyür ve ağrılı hale gelir. Kusma, halsizlik ve ateş olur. Nedeni beslenme yetersizliği sonucu gelişen subakut nekroz’dur. Dokuya kırmızı rengi veren venöz trombozlar, intersitisyel kanamalar ve hemolize olan hemoglabindir. Hemolizin nedeni nekroz sırasında oluşan lipod faktörüdür. Kendi kendini sınırlar ve özel bir girişim gerektirmez. İstirahat ve aneljezik yeterlidir.

Miksomaöz (yağlı) dejenerasyon: Nadir rastlanır. Asemptomatiktir ve genellikle hiyalen dejenerasyonu izler.

Miyom ve Kısırlık
Miyomların kısırlığa nasıl yol açabildiklerine dair birçok fikir öne sürülmüştür;

  • Miyomlar rahim içini döşeyen tabakanın gelişmesini engeller. Endometrial dokunun gelişememesembriyo’nun rahme tutunmasını zorlaştırarak gebeliği önler ve düşüklere neden olabilir.
  • Miyom çok büyük boyutlara ulaştığında yumurtalık kanallarının içindeki hareketi de zorlaştırarak
    dış gebeliğe neden olabilir.
  • Serviksin (rahim ağzının) pozisyonunu bozarak spermin ilerlemesini ve döllenmeyi engelleyerek    gebeliği önleyebilir.
  • Rahimde şekil bozukluklarına yol açarak döllenmeyi engelleyebilir.
  • Gebelik sırasında artan östrojen düzeyleri küçük miyomların büyümesine yol açarak düşüklere ve erken doğuma yol açabilir.

Kısırlık etyolojisinde miyomlar tüm vakaların %5-10’unu etkilemektedir. Ancak diğer eşlik eden kısırlık nedenleri dışlandığında tek başına miyomlar kısırlık vakalarının sadece %2-3’ünden sorumludur.

Miyom ve Gebelik
Gebelikte miyom görülme oranı merkezlere göre farklılık göstermekle birlikte % 0.3 - % 7.2 arasında değişmektedir. Hem gebeliğin miyom üzerinde hem de miyomun gebelik üzerinde etkileri söz konusudur.

Yapılmış araştırmalar miyomu olan gebelerde düşük, erken doğum, plasentanın erken ayrılması, bebeğin rahim içinde anormal pozisyonda durması, plasentanın erken ayrılması gibi istenmeyen durumlara biraz daha fazla rastlandığını göstermektedir. Bu istenmeyen durumların görülüp görülmemesini miyomların büyüklüğü, sayısı ve yerleşim yeri belirler. Miyomların çok sayıda olması ve submukozal miyomların olması durumunda bu olumsuzlukların görülme ihtimali en yüksektir.Miyomların gebelik sırasında neden olabildiği bir problem 16-20 gebelik haftaları arasında görülebilen lokalize şiddetli ağrılardır. Bu ağrılar genellikle ağrı kesiciler ile kontrol altına alınabilmektedir.

Çoğu gebede, miyomlar gebeliğin gidişatını olumsuz etkilemezler. Eskiden miyomların gebelik sırasında hızlı büyüdükleri kabul edilirdi fakat son zamanlarda yapılan çalışmalar bunun doğru olmadığını göstermektedir. Çoğu miyom gebelik süresince aynı büyüklükte kalır, büyüme gösterebilen az sayıdaki miyomlar ise bu büyümeyi genellikle gebeliğin ilk üç ayında gösterirler.